Haram Lokma ve Etkisi

Yüce Allah Kuran’ı Kerim'de ve masumlarda buyurmuş oldukları hadislerde; insanları helal kazançtan yararlanmaya ve haram maldan sakınmaya davet etmektedirler. Bu konu hakkında ki ayetlerin fazla oluşu, ne kadar önemli olduğunu göstermektedir, örneğin Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:


“…Verdiğimiz rızkların iyi ve güzel olanlarından yiyin…” 
“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızkların temiz olanlarından yiyin.” 
“…(Onlara dedik ki):Size verdiğimiz rızkların temizlerinden yiyin…”  
“Size rızk olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz.” 

 

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, sürekli olarak yüce Allah’ın helal ve temiz yiyeceklerden yenilmesini istemesi ve haramdan sakınılmayı emretmesi, sadece bizim korunmamız için değildir. Haram lokma insan için hem bu dünyada ve hem de ahirette zararlı olmasının yanı sıra, evlatlara ve nesillere de büyük tesir bırakmaktadır. Gençlerimizin iyi insanlar olarak büyümelerini istiyorsak, onları haram maldan korumamız gerekir.


İslam dini ebeveyne helal kazancı öğütlemektedir, İslam’a göre gençlerin iyi işler yapan, günahlardan sakınan ve Allah'a kullukta kusur etmeyen kimseler olarak yaşamlarını sürmesi için, anne-babanın üzerinde bulunan en önemli sorumluluk, eve helal kazanç getirmek ve onları haramdan hatta şüpheli yiyeceklerden korumaktır. Helal lokmayla büyüyen genç Allah’a daha yakındır ve günaha karşı meyli daha azdır.
 

Bunun aksine haram lokma insanı Allah’tan uzaklaştırır, insanı günahlara çeker ve düzgün bir yaşam sürmesinin önünü alır. Anne baba eve getirip, çocuklarına yedirdiklerinin helal haram olmasına dikkat etmemeleri halinde bu gelecekte tüm aileyi etkileyecek ve özelliklede genç evlatlarının yaşamlarını altüst edecektir. Haram yiyecek ve içeceklerle büyüyen, sürekli babasının getirmiş olduğu haram lokmalarla yetişen bir gencin, iyilik yapmaya karşı içinde isteğin olmasını nasıl bekleye biliriz. Haramla büyüyenler günaha karşı daha meyilli olur.
 

Ayetullah şehit Destgayb bir eserinde haram lokma tesiri hakkında şu ibretli olayı anlatmaktadır:
İlim ve takvada büyük âlimlerden birinin oğlu çok yaramazdı, sürekli olarak başkalarını rahatsız etmekte ve su tulumlarını delerek insanları zarara sokmaktaydı. Sürekli o âlime; “sen bu kadar iyiyken oğlun niye bu kadar kötü” diyerek şikâyet ediyorlardı. Oda çokça düşündü çocuğunun böyle olmasına neden olacak hiçbir iş yapmamıştı, hanımına sordu: “birde sen iyice düşün acaba çocuğumuz niye böyle”, hanımı biraz düşündükten sonra şöyle dedi:
—Ben oğluma hamileyken canım çok nar istiyordu, ama nar alacak paramızda yoktu. Nar satıcısı sokaktan geçerken ondan habersiz narlarının birini delerek içtim. O âlim de: “işte senin yapmış olduğun bu iş ve azıcık dahi olsa haram yemen sonucu çocuğumuz bu durumdadır”, dedi.
Hepimiz bu gibi durumlarla karşılaşmışızdır, haram lokmanın yiyen kimselerde nasıl kötü tesirler bıraktığına sayısız örnekler verebiliriz. Çoğu zaman anne baba çok iyi insanlar, topluma faydalı, kendilerini kötü işlerden koruyan kimselerdir, ama bir defa dahi olsa dikkat etmeden sofraya haram yiyecek koyduklarından çocukları çok kötü insanlar olup çıkmışlardır.

 

Ayrıca haram yiyenlerin duaları da kabul olmaz. Haksız kazançla, sürekli başkalarının malını yiyenler nasıl Allah'ın dualarını kabul etmesini bekleye bilirler? Karnını haramla dolduranların duaları Allahın dergâhına yükselmez ve kendilerine geri çevrilir.
 

Haramın bir diğer zararı da, insanın hakkı görmeye karşı gözlerini kör ve hak sözleri duymaya karşıda kulaklarını sağır etmesidir. Haram yiyenler hiçbir zaman hakkı kabul etmezler. Akılları kabul etse de, gerçekleri gün gibi aşikâra görseler de yine inkâr ederler.
 

Hz. Hüseyin Kerbela'da savaşın başladığı ana kadar sürekli düşmanları doğru yola çekmeye ve hidayet etmeye çalışıyordu. Akli ve nakli deliller getirerek, kendinin peygamber evladı olduğunu ve öldürdükleri takdirde ebedi azaba duçar olacaklarını buyuruyordu. Oysa onlar imamın sözlerine asla itina etmeyerek, alkış ve ıslık çalarak eğleniyorlardı. İmam onların hakka karşı tamamen kör ve sağır olduklarını gördü, artık gerçeklerin onlar üzerinde hiçbir etkisi yoktu ve bunun nedenini de şöyle buyurdu:
—Elbette benim sözlerimi dinlemezsiniz, çünkü sizin kalpleriniz katılaşmış ve karnınızı haram malla dolmuş, bu yüzden de hakkı göremiyorsunuz.

 

Baba yahut çalışan anne helal harama dikkat eder ve eve sadece helal mal getirirse hiç şüphesiz o ailede büyüyen insanlar çok farklı olacaklardır. Zahmet çekilerek kazanılan, humusu ve zekâtı verildikten sonra sofraya konan yiyecekler, yiyenler için manevi bir nur halini alacaktır. O aileden huzur ve maneviyat eksik olmaz ve böyle bir ailede büyüyen gençler genelde temiz ve dürüst insanlardır.
Oysa ne yazık ki artık toplumumuzda bu gibi konulara önem verenler çok azaldı. İnsanlarda “param olsunda nereden ve ne şekilde olursa olsun” düşüncesi hâkimler. Bu yüzden hırsızlık yapmakta, başkasınız hakkını zorla yahut kandırmayla elinden almada, teraziyi eksik tartıp, işi ucuza mal etmekte, humusunu ve zekâtını vermemektedir.


Abbasi halifelerinden olan Harun yolda giderken Behlül'le karşılaştı, alay etme kastıyla bana biraz öğüt ver dedi. Behlül ona yemek yemesini biliyor musun? Dedi, Harun:
—Tabi ki biliyorum, yemekten önce ellerimi yıkarım, sofrada edepli bir şekilde oturur, bismillah diyerek, önümden yerim, dedi. Behlül ise şöyle dedi:
—Daha nasıl yemek yiyeceğini bilemeyen birisi, nasıl olurda Müslümanlara hak iddia edip onların padişahı olabilir? Harun:
—Peki, nasıl yemek yenir sen söyle, dedi. Behlül:
—Ey padişah! Bil ki yemeğin en önemli adabı helal olanı yemektir, yediğin lokmaya dikkat edeceksin, eğer buna dikkat etmezsen o saydıklarının hiçbirinin önemi kalmaz.

YORUM EKLE