Ric’at

Ric’at nedir? Kimleri kapsamaktadır ve ne zaman gerçekleşecektir?

Ric’at

Ric’at

  

Soru

Ric’at nedir? Kimleri kapsamaktadır ve ne zaman gerçekleşecektir?

Kısa Cevap

Şia inançlarından birisi de ric’attir. Ölümden sonra ve ahirete gitmeden önce bu dünyaya geri dönme anlamına gelmektedir ve İmam-ı Zaman Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhurundan sonra ve kıyamet gününden önce gerçekleşecektir.

Ric’at, herkesi değil, sadece müminlerin ileri gelenleriyle kâfirlerin önde gelenlerini kapsamaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Ric’at, sözlükte, geri dönmek anlamına gelir.[1] İslâm bir terim olarak ise müminlerin ileri gelenlerinden bir gurupla kâfirlerin önde gelenlerinden bir grubun, ölümden sonra ve kıyamet gününden önce tekrar bu dünyaya gelmesi anlamındadır.

Ehl-i Beyt mezhebinin inançlarından olan ric’at, birçok âyet ve rivayetlere dayandırılmaktadır.

Ric’at’ın Âyet ve Rivayetlerde Açıklanışı

a) Âyetler:

Âyetler üzerinde düşünüldüğünde, Kur’ân-ı Kerim’in konuya iki şekilde baktığı görülecektir:

1. Gelecekte ric’at olayının gerçekleşeceğine işaret eden âyetler. Örneğin Neml Sûresi 83. âyette Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:

“Ve o gün, her ümmetten, delillerimizi yalanlayan bir topluluğu toplayacağız ve onlar, takım-takım duracaklar.”

Büyük din âlimlerinin birçoğu bu âyetin, ric’at konusuna değindiğine ve kötülerden ve iyilerden bir grubun bu dünyaya geri geleceklerine inanmaktadırlar. Çünkü eğer kıyamet günü kastedilmiş olsaydı, “min kulli ümmetin fevcen (her ümmetten bir gurup)” tabiri doğru olmazdı. Çünkü Kehf Sûresinin 47. âyetinde de buyrulduğu gibi kıyamet günü herkes haşr edilecektir:

“Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız.”

2. Bir çeşit ric’at sayılan geçmiş ümmetlerde, gerçekleşen bazı olaylara işaret eden âyetler. Örneğin:

a) Bakara Sûresinin 259. âyetinde evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş ve ehlinin cesetleri ve kemikleri de etrafa dağılmış bir kasabaya uğrayan ve ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir diye soran bir peygamber anlatılmaktadır. Allah, onu öldürüp yüz sene öylece bıraktı; sonra tekrar diriltti. “Ne kadar kaldın?” dedi. “Bir gün yahut daha az” dedi. Allah ona: “Hayır, yüz sene kaldın” dedi.[2] Bu Peygamberin ismi Uzeyr olsun veya başka bir peygamber önemli değildir. Önemli olan Kur’ân’ın bu dünyada, ölümden sonraki hayatı açıklamasıdır.[3]

b) Bakara Sûresinin 243. âyetinde başka bir ric’at olayından bahsedilmektedir: Ölüm korkusundan yurtlarından çıkıp gidenler için Yüce Allah ölüm emrini verdi ve sonra onları tekrar diriltti.[4]

c) Bakara Sûresinin 55 ve 56. âyetlerinde Benî İsrail’den bir grubun, Allah’ı görmek istemelerinden sonra yıldırım çarpması sonucu öldükleri ve sonra şükretmeleri için Allah’ın onları tekrar dirilttiği olayı geçmektedir.[5]

d) Maide Sûresinin 110. âyetinde Hz. İsa’nın (a.s) mucizeleri anlatılırken şöyle buyrulmaktadır:

“Sen ölüleri benim iznimle diriltiyordun.”[6]

(Tehrucu) yükleminin geniş zamanı ifade etmesi, onun tekrarlandığına bir delildir ve bu bazıları için bir çeşit ric’at sayılmaktadır.

e) Bakara Sûresinin 73. âyeti, Benî İsrail’de ölen birisinin katilini bulmak için çıkan tartışma sonucu Allah’ın emriyle öldürülen kişinin diriltilmesi hakkındadır. Kur’ân-ı Kerim, şöyle buyurmaktadır:

“Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun” dedik. İşte Allah böyle ölüleri diriltir…”[7]

Bu zikredilen beş âyetten başka, Kur’ân-ı Kerim’de bunu açıklayan diğer âyetler de vardır. Ashab-ı Kehf’in hikâyesi de aynı şekilde ric’ate benzer bir olayı içerir. Kıyamette ölümden sonra dirilişin mümkün olduğunun Hz. İbrahim’e (a.s) gösterilmesi için, kesildikten sonra tekrar hayata dönen dört kuş olayı da ric’at konusuna bir delil sayılır.[8]

b) Rivayetler:

İmam Cafer Sâdık (a.s), ric’at konusunda şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a andolsun ki Yüce Allah, ölüleri diriltmeden ve dirileri de öldürmeden, hakkı sahibine döndürmeden ve seçkin dinini tüm dünyada hâkim kılmadan önce, gece ve gündüzler sona ermeyecektir.”

Nakle göre Me’mun, İmam Rıza’ya (a.s) şöyle söyledi:

“Ey Ebu’l-Hasan! Ric’at konusundaki görüşünüz nedir?” Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: “Ric’at­ bir gerçektir. Ric’at önceki ümmetlerde de vardı ve Kur’ân da bunu anlatmaktadır. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Önceki ümmetlerde gerçekleşen her şey, bu ümmette de aynı şekilde en ince ayrıntısına kadar gerçekleşecektir.”[9]

Bu konuda birçok hadis bulunmaktadır ama konuyu fazla uzatmamak için bu iki hadisle yetinmeyi uygun gördük.

Akıl ve Felsefe Açısından Ric’at Olayının Gerçekleşmesi:

Burada ric’at konusunun hikmet ve felsefesi üzerine birkaç noktaya değinilmesi gerekmektedir:

1. Tekâmüle Ermek:

Dünya yeteneklerin ve kabiliyetlerin ortaya çıkması ve tekâmülü içindir. Dünya, yaratıkların yetiştirilip istenilen kemale eriştirilerek ahirete ulaşması için yaratılmıştır. Ama müminlerden bir gurup, engeller ve tabii olmayan ölümlerden dolayı, bu manevî yolculuğu devam ettiremeden diğer âleme göç etmişlerdir. Yüce Allah’ın hikmeti, onları dünyaya döndürüp bu tekâmül yolculuklarını tamamlamalarını sağlamayı gerektirir. İmam Sadık’ın (a.s) buyurduğu gibi:

“Öldürülmüş olan mümin, doğal bir şekilde ölmesi için ve doğal bir şekilde ölmüş olan mümin de öldürülmesi için (şehitlik sevabına ulaşması için) dünyaya geri döndürülecektir.”[10]

2. Dünyevî Azap:

İnsanlardan birçoğu bu dünyada çeşitli haklarından mahrum kalarak mazlumca öldürülmüşlerdir. Ric’atin hikmetlerinden birisi de, zulüm ve haksızlıkta zirveye ulaşan kimselerle onların haksızlığına uğrayan mazlum kimseleri dünyaya döndürmesi ve mazlum olan tarafın kendi eliyle kendi hakkını zalim olan taraftan almasıdır. İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Ölen insanlar, kendi intikamlarını almaları için dünyaya geri döneceklerdir… Zulüm gören herkes, aynısıyla intikam alacaktır. Öldürülen herkes, kanının karşılığını katilinden kendi eliyle alacaktır. Bu yüzden dökülen kanlarının karşılığını almaları için, onların düşmanları da dünyaya geri geleceklerdir. Mazlumlar onları öldürdükten sonra otuz ay yaşayacaklardır. Sonra kanlarının intikamını almış ve kalpleri sakinleşmiş bir halde hepsi bir gecede öleceklerdir. Onların düşmanları cehennemin en ağır azaplarına uğratılacaklardır.”[11]

Bu iki grubun tekrar dünyaya gelmeleri, birinci gurup için tekâmül halkasının tamamlanması ve ikinci gurup için de zilletin en aşağı mertebesine düşmeleri demektir. İmam Sadık’ın (a.s) da buyurduğu gibi:

“Ric’at genel değildir ve kâmil imana erişmiş ve aşırı küfre düşmüş kimseler hakkındadır.”[12]

Ric’atin mümin ve kâfirlere özel olması ve genel olmamasına bakılınca, bu zikredilen iki konunun, onun temel hikmetlerinden olduğu anlaşılmaktadır.

3. Dine Yardım Etmek ve Dünyada Adalet Hükümetini Kurmak:

Birçok âyet ve rivayetlerden, İslâm dini ve ilahî adalet hükümetinin, Hz. Mehdi’nin (a.s) eliyle bütün dünyaya yayılacağı anlaşılmaktadır. Yüce Allah, şöyle buyuruyor:

“Biz kendi peygamberlerimize ve müminlere dünyada ve şahitlerin dirildiği günde yardım edeceğiz.”[13]

Bu âyetin zahirinden, yardımın bireysel değil toplu olarak yapılacağı anlaşılmaktadır. Şimdiye kadar böyle bir yardım gerçekleşmediği için gelecekte mutlaka gerçekleşecektir. Çünkü ilahî vaadin gerçekleşmemesi düşünülemez. İmam Sâdık (a.s) bu âyetin tefsirinde şöyle buyurmaktadır:

“Allah’a andolsun ki bu yardım ric’atte olacaktır. Peygamberlerin ve imamların birçoğu bu dünyada öldürüldüler ve kimse onlara yardım etmedi. Bu konu ric’atte gerçekleşecektir.”[14]

Aynı şekilde İmam Muhammed Bâkır (a.s), “O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve hak din ile gönderendir.” âyetinin tefsirinde şöyle buyurmaktadır: Allah, hak dini ric’atte diğer dinlere üstün kılacaktır.”[15]

Ric’atin Gerçekleşme Zamanı:

Ric’atin, Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhurundan sonra, o hazretin şahadetinden önce ve kıyamet kopmadan gerçekleşeceğine dair rivayetler vardır.

İmam Sadık (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır:

“İmam-ı Zaman’ın (a.s) kıyam vakti geldiğinde, Cemadiye’l-Ahir ve Recep aylarında da hiç görmedik bir şekilde yağmur yağacaktır. Sonra Allah, o yağmur vesilesiyle müminlerin et ve kemiklerini kabirlerinde olgunlaştıracaktır. Onları görür gibiyim; Cehine’den gelmekte[16] ve saçlarındaki toz ve toprakları silkelemekteler.”[17]

Son söylenecek nokta, rivayetlere göre ilk ric’at edecek kimsenin şehitlerin önderi Hz. Hüseyin’in (a.s) olacağıdır. Hz. Hüseyin (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Yeryüzü yarıldığında ilk çıkacak olan benim ve o, Hz. Ali’nin (a.s) ric’at ettiği ve Hz. Mehdi’nin (a.s) de kıyam ettiği zamandır.”[18]

Bu bağlamda İmam Sâdık’tan (a.s) da şöyle bir rivayet nakledilmiştir:

“Dünyaya ilk dönecek kimse, Hüseyin İbn Ali’dir (a.s). O kadar hüküm sürecek ki yaşlanması sonucu kaşları gözlerinin üzerine dökülecektir.”[19]


[1]   Ferheng-i Muin, c. 2, s. 1640.

[2]   Bakara, 259.

[3]   “Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti.”

[4]   “Allah onlara “Ölün!” dedi (öldüler). Sonra onları diriltti.”

[5]   “Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz.”

[6]   “Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun.”

[7]   “Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun, dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdiği mucizelerini) gösterir.”

[8]   Numûne Tefsiri, c. 15, s. 546-557.

[9]   Uyun-u Ahbar-ı Rıza (a.s), c. 1, s. 2 ve 20, Mizanu’l-Hikme’nin nakline göre, 6924-6926. Hadisler.

[10]  Biharu’l-Envar, c. 53, s. 40.

[11]  Devanî, Ali, Mehdi-yi Mevud, Tercüme, c. 13, s. 1188, Daru’l-Kutubi’l-İslamiye, c. 27.

[12]  Zamirî, Muhammed Rıza, Rec’at, s. 55, Mevud yayıncılık, Tahran, 2. Baskı, 1380.

[13]  Mümin, 10.

[14]  Yezdi Hairî, Şeyh Ali, İlzamu’n-Nasib, Kum, Hakk-ı Beyyin baskı kuruluşu, h.k. 1397.

[15]  Biharu’l-Envar, c. 53, s. 64.

[16]  Cehine: Medine’nin uzağında bir yer ismidir ve bu isimde bir kabile gelmiştir. Mecmeu’l-Bahreyn, c. 6, s. 230.

[17]  Mizanu’l-Hikme, 6926. Hadis.

[18]  Mizanu’l-Hikme, 6937. Hadis.

[19]  Mizanu’l-Hikme, 6935. Hadis.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER